Hakkımda
1981 yılının soğuk Ocak ayının 21. günü dünyaya merhaba demişim. Sanırım 21′le olan takıntım burada başladı. Takıntı diyorum çünkü yaşamım boyunca önemli sayılabilecek anlarda bir şekilde 7, 21 ve 42 sayılarıyla karşılaştım. Okudukça bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Hep “hakkımda kısmına ne yazsam acaba” der dururdum. Bu sayede bu sayfayı da doldurmuş olurum.
Dediğim gibi, hayatımın çeşitli evrelerinde karşıma hep bu sayılar çıktı. Doğum günüm mesela: 21, var mı ötesi? Bu sayıları farketme hikayem biraz saçma aslında. Aylak bir anımda cep telefonumun numaralarını birbirleriyle topladım sırf vakit geçsin diye, sonuç 42 çıktı. İlginç geldi, kardeşim kullansın diye aldığım hattın numaralarını da topladım, o da aynı. Tırstım… O kadar ki, 10 yıldan fazla oldu, hala aynı hattı kullanıyorum.
Şaka bir yana, 42 rakamı bir şekilde dikkatimi çekmeyi başarmıştı. O zamanlarda, şimdi yaptığım iş olan web programcılığına yeni başlamıştım. Alanımda kendimi geliştirme ihtiyacı duyarak MaxiASP isimli, o zamanlar yeni kurlulmuş web sitesine üye oldum. Üye numaramın 42 olması da ilgimi çekti. Buradan epey birikim sağladım ve şu an bu işi hala yapıyorsam bunda MaxiASP’nin katkısı büyük. Bu katkı iki şekilde büyük benim için. İlki dediğim gibi, alanımda epey birikim sağlamama yardımcı oldu. İkincisini ise birazdan anlatacağım, çünkü onun içinde de 21 var.
Üçüncü önemli an da askerliğim. Askerliğimin acemilik kısmını İzmir Foça’da yaptım. İzmir’in plaka numarasının 35 (7×5) olmasını farketsem de önemsememiştim ama bağlı bulunduğum alayın numarasının da 7 olması (7. Jand.Kmd.Er Eğt.Aly.K.lığı) “acaba?” dememe neden oldu. Gün geldi usta birliği dağıtımlarına. Arkadaşlarımın hemen hepsi, özellikle batı illerine dağılırken ben Diyarbakır’a düştüm. Dağıtımım açıklandığında aklıma ilk gelen şey 21 oldu ve sadece onun için 4-5 dakika kendime gelemediğimi farkettim (Tiki deyimle “ohannes” olmuştum). Gittiğimde öğrendim ki orada bağlı bulunacağım birlik te 7. Kolordu Komutanlığı’na bağlıymış…
Neyse, askerliği de bitirdik döndük. Şimdi iş bulma zamanı. Babadan kalma ufak bir kuruyemiş dükkanımız var. Günlerimi orada geçirip, sevdiğim iş olan web programcılığı üzerine çalışabileceğim bir yer arıyorum. İşin kötüsü askerlik süresince konuyla ilgilenmemiş olmam benimle aynı işi yapan arkadaşlarımın epeyce gerisinde kalmama neden olmuştu. Öyle ya, bilgisayar çağındayız ve teknoloji gün geçtikçe ilerliyor. Yakın takipte olmazsan elenir gidersin. Elenmek üzereydim, umutlarım tükeniyordu, hatta tükenmişti. Bu işten bana ekmek yok, bari kendi dükkanımda neler yapabileceğimi hesaplayayım dediğim gün telefonum çaldı. Arayan MaxiASP’den dostum Ahmet’ti. Bana Eminönü’nde bir yer tarif etti ve gidip konuşmamı söyledi. Ben de kendime son bir şans daha verip Ahmet’in dediği yere gittim, görüştüm. Korktuğum başıma gelmişti, hem geride kalmış olmam, hem de grafik programı kullanmadaki beceriksizliğim (O zamanlar Photoshop’un ne olduğunu bile bilmiyordum) yüzünden işi alamamıştım. Gerisin geriye döndüm. Aradan bir hafta geçti ya da geçmedi, telefonum yine çaldı. (O arada hiç mi çalmadı derseniz, çaldı tabii, konumuzla alakası yok o yüzden yazmıyorum.) Arayan yine Ahmet’ti ve yine aynı yere gidip görüşmemi ısrarla istiyordu. Her ne kadar bir hafta önce yaşananları anlatmış olsam da, direkt olarak oranın patronuyla görüşmem konusunda ısrar ediyordu. İtiraf ediyorum, aramak veya görüşmek için değil, sırf Ahmet’i kırmamak için verdiği telefon numarasını cep telefonuma kaydettim. Ahmet telefonu kapatınca ben kendi işime bakacaktım. Ama öyle olmadı. Ahmet’in verdiği telefon, rehberimde bulduğu bir boşluğa kendini kaydetti. Siz tahmin etmeyin ben söyleyeyim: Bu boşluğun sıra numarası 21. Var bu işte bir hikmet deyip hiç yerime oturmadan numarayı aradım. Patron yüz yüze görüşmek istediğini söyledi, gittim, görüştük ve anlaştık. O gün bu gündür hala aynı yerde çalışmaktayım…
Askerliği hallettik, işleri de yoluna koyduk. Delikanlı başka ne ister ki? İnsanoğlunun istekleri bitmez, sıra geldi evliliğe. Nikah işlemleri için eşimin kimliğini aldığımda heyecanım ikiye katlanmıştı. Kimlik numarasının ilk 4 rakamı “4221″… Artık teslim olmuştum, bu rakamların benim hayatımda bir rolü vardı ve bu kesindi. Ama neydi bu roller? Bunu düşünmek beni bu hale getirdi, artık kafayı yemiştim. Bu rakamlar hep hayatımın dönüm noktalarında karşıma çıkıyordu. Doğum, iş, askerlik, evlilik. Artık bunun ölümle sonuçlanacağını bile düşünmeye başlamıştım. Öyle ya, insanın hayatında başka ne dönüm noktası kalır ki? Ama acele etmişim. Evlendiğime göre bunun birde meyvesi olmalı, daha çocuk var! Bunun da bir dönüm noktası olduğunu kızımın doğum tarihi yüzüme tokat gibi çarptı. Evet, Doktorların Temmuzun 20′si ila 30′u arasında her an gelebilir dediği meleğim 21′inde geldi… 7. ayın 21. günü… Saat 11:10′da…
Artık düşünmeyi bıraktım, yeni dönüm noktası bekliyorum…
